fact için arama sonuçları:

İngilizce Cümle Sözlüğü
Sözlüğümüzde İngilizce kelimelerinin cümle içinde kullanımlarını bulabilirsiniz.

Temel İngilizce Seti
İleri İngilizce Setleri
Kelime Setleri
  • Permalink | Log in to leave a Comment

    just satisfaction
    Adilane tazmin

    Permalink
     
  • Permalink | Log in to leave a Comment

    calefaction
    (i). ısıtma; Isınma.

    calefactory
    (s)., (i). Isıtıcı, ısıtan;
    (i). bir manastırdaki sıcak oturma odası.

    Permalink
     
  • Permalink | Log in to leave a Comment

    benefactor
    i. iyilik eden kimse; hayır sahibi; velinimet.

    benefactress
    i. hayır sahibi kadır.

    Permalink
     
  • Permalink | Log in to leave a Comment

    benefaction
    i. iyilik, ihsan, hayır, nimet.

    Permalink
     
  • Permalink | Log in to leave a Comment

    artifact
    (i). insan eliyle yapılan şey, bilhassa ilk insanlann meydana getirdigi sanat eseri; yapı;
    (biyol). dokuda suni olarak meydana getirilen şey.

    Permalink
     
  • Permalink | Log in to leave a Comment

    artefact
    (bak). artifact.

    Permalink
     
  • Permalink | Log in to leave a Comment

    the fact that konusu 

    despite , in spite of kendisinden sonra noun / pronoun / gerund alır; ama despite the fact that , in spite of the fact that kendisinden sonra cümle alır. Despite her being clever , she doesn’t work hard at school. Despite the fact that she is clever , she doesn’t work hard at school. __________________

     
  • Permalink | Log in to leave a Comment

    Was Were — Question words (when Where What who) Kullanımı 

    Who Question Word and The Past Tense
    (?Kim? Soru kelimesi ve Geçmiş Zaman)

    ?Who? soru kelimesi ile Geçmiş Zaman?da soru cümlesi kurarken, ?to be fiili? söz konusu olduğunda ?who? soru kelimesinden sonra yardımcı fiil kullanılır. Cümledeki diğer kelimelerin dizilişinde bir değişiklik yapılmaz. ?who? soru kelimesi ile Geçmiş Zaman?da soru cümlesi kurarken genelde ?who? soru kelimesinden sonra fiil geçmiş (past / fiilin ikinci hali / V2) halde kullanılır. ?Who soru kelimesi? ile soru sorarken daima tekil nesne kullanılır.
    Maria was at the college last year. (Maria geçen sene kolejdeydi.
    (kolej öğrencisiydi.))
    Was Maria at the college last year? (Maria geçen sene kolejde miydi?)
    Who was at the college last year? (Geçen sene kim kolejdeydi?)

    Ender was in the US two years ago. ( Ender iki sene önce ABD?deydi.)
    Was Orwell in India two years ago? ( Orwell iki sene önce Hindistan?da mıydı?)

    The students were in the study room yesterday evening. (Öğrenciler dün akşam çalışma salonundaydılar.)
    Were the students in the study room yesterday evening? (Öğrenciler dün akşam çalışma salonunda mıydı?)
    Who was in the study room yesterday (Dün akşam çalışma odasında kim vardı?)
    evening?

    Who played soccer yesterday? (Dün kim futbol oynadı?)
    The students and the instructors played soccer yesterday.(Dün öğrenciler ve öğretmenler futbol oynadılar.)

    What Question Word and The Past Tense
    (?Ne? Soru Kelimesi ve Geçmiş Zaman)

    ?What? soru kelimesi ile soru cümlesi kurarken ?what? soru kelimesinden hemen sonra yardımcı fiil kullanılır. Cümledeki diğer kelimelerin dizilişinde bir değişiklik yapılmaz.

    What was in the room yesterday? (Dün odada ne vardı?)
    A new TV set. (Yeni bir televizyon.)

    What was on the table an hour ago? (Bir saat önce masanın üstünde ne vardı?)
    A delicious meal. (Lezzetli bir yemek.)

    What was in your pocket? (Cebinde ne vardı?)
    My wallet. (Cüzdanım.)

    What was in the CD-ROM driver? (CD sürücüsünde ne vardı?)
    An adventure movie. (Bir macera filmi.)


    ?Where? Question Word and The Past Tense
    (?Ne / Neresi ? Soru Kelimeleri ve Geçmiş Zaman)

    ?Where? soru kelimesi ile soru cümlesi kurarken ?where? soru kelimesinden hemen sonra yardımcı fiil kullanılır. Cümledeki diğer kelimelerin dizilişinde bir değişiklik yapılmaz.

    Osman was in the US last year. (osmanman geçen sene Amerika?daydı.)
    Was osman in the US last year? (Osman geçen sene Amerika?da mıydı?)
    Where was Osman last year? (Geçen sene Osman neredeydi?)

    The workers were in the factory last Sunday. (İşçiler geçen Pazar fabrikadaydılar.)
    Were the workers in the factory last Sunday? (İşçiler geçen Pazar fabrikada mıydılar?)
    Where were the workers last Sunday? (İşçiler geçen Pazar neredeydiler?)

    I was in Ankara two days ago. (Ben iki gün önce Ankara?daydım.)
    Were you in Ankara two days ago? (Sen iki gün önce Ankara?da mıydın?)
    Where were you two days ago? (İki gün önce neredeydin?)

    The book was on the shelf yesterday. (Kitap dün rafın üzerindeydi.)
    Was the book on the shelf yesterday? (Kitap dün rafın üzerinde miydi?)
    Where was the book yesterday? (Kitap dün neredeydi?)

    The children were at the seaside last week. (Çocuklar geçen hafta deniz kıyısındaydı.)
    Were the children at the seaside last week? (Çocuklar geçen hafta deniz kıyısında mıydı?)
    Where were the children last week? (Çocuklar geçen hafta neredeydi?)

    When Question Word and The Past Tense
    (?Ne zaman? Soru Kelimesi ve Geçmiş Zaman)

    ?When? soru kelimesi ile soru cümlesi kurarken ?when? soru kelimesinden hemen sonra yardımcı fiil kullanılır. Cümledeki diğer kelimelerin dizilişinde bir değişiklik yapılmaz.

    Bill Clinton was in Turkey in 1999. (Bill Clinton 1999?da Türkiye?deydi.)
    Was Bill Clinton in Turkey in 1999? (Bill Clinton 1999?da Türkiye?de miydi?)
    When was Bill Clinton in Turkey? (Bill Clinton ne zaman Türkiye?deydi?)

    I was in Europe last summer. (Geçen yaz Avrupa?daydım.)
    Were you in Europe last summer? (Geçen yaz Avrupa?da mıydın?)
    When were you in Europe? (Ne zaman Avrupa?daydın?)

    Yılmaz was sick yesterday evening. ( Yılmaz dün akşam hastaydı.)
    Was Yılmaz sick yesterday evening? (Yılmaz dün akşam hasta mıydı?)
    When was Yılmaz sick? ( Yılmaz ne zaman hastaydı?)

    The soldiers were in their barracks at (Askerler saat 6?da koğuşlarındaydılar.)
    six o?clock.
    Were the soldiers in their barracks at (Askerler saat 6?da koğuşlarında mıydılar?)
    six o?clock?
    When were the soldiers in their barracks? (Askerler ne zaman koğuşlarındaydılar?)
    ingilizce video dilbilgisi kitabımıza baktınız mı?

    gazeteler gazete keyfi ingilizce


    ingilizce konu anlatımları,ingilizce dersi,ingilizce öğren,dilbilgisi anlatımı,nedir?,nasıl kullanılır?,örnek cümleler,konu anlatımı,ne?

     
  • Permalink | Log in to leave a Comment

    İngilizce ekler (suffix ve prefix) 

    Common Suffıxes And Prefıxes

    a- / an- : yoksun, olmayan anlamı verir. Örnek : atypical (tipik olmayan)
    ab- : olmayan anlamı verir. Örnek : abnormal (normal olmayan)
    -able / -ible : genellikle eylemden sıfat türetir. Örnek : reliable (güvenilir), readable (okunallı), available (elde edilebilir), incredible (inanılmaz)
    - age : eylemden ad türetir. Örnek : leakage (sızıntı), wreckage (enkaz), marriage (evlilik)
    -al : addan sıfat, eylemden ad türetir. Örnek : theoretical (kuramsal), technical (teknik), refusal (ret, kabul etmeme)
    -ance / -ence : eylemden ad türetir. Örnek : assistance (yardım,destek), ignorance (cahillik), preference (tercih,öncelik)
    -ant : eylemden ad ve sıfat türetir. Örnek : participant (katılımcı), determinant (belirleyici), inhabitant (oturan,sakin)
    -anti : karşı, karşısında anlamı verir. Örnek: anti war (savaşa karşı), anti-social (toplum karşıtı), anti-aircraft (uçaksavr)
    -ation : eylemden ad türetir. Örnek : investigation (soruşturma), communication (iletişim), resignation (istifa)
    bi- : iki anlamı verir. Örnek : bilingual (iki dilli), bicycle (bisiklet), bilateral (iki taraflı)
    co- : ile,birlikte anlamı verir. Örnek : co-exist (birlikle yasamak), coeducation (karma eğitim), cooperation (birlikte çalışma)
    contra- / counter- : karşı.karşıt anlamı verir. Örnek : counter-attack (karşı hücum), counter-claim (karşı dava), contravention (karşı gelme)
    -cy : sıfattan ad türetir. Örnek : illiteracy (cahillik), accuracy (doğruluk), dependency (bağımlılık.sömürge)
    de- : işi tersine çevirme,-den kurtulma Örnek : decode (şifre çözme), decelerate (yavaşlatmak), defrost (buzları cözmek)
    di- : iki,iki kez anlamı verir. Örnek : dioxide (ikioksijenli)
    dis- : olumsuzluk takısıdır. Örnek : disagree (anlaşamamak), disconnect (bağlanamamak), disobey (itaat etmemek)
    -en : eylem türetir. Örnek : widen (genişletmek), shorten (kısaltmak), tighten (sıkıştırmak,germek)
    -er : eylemden ad türetir. Örnek : teacher (öğretmen), worker (işçi), singer (şarkıcı)
    ex- : eski, önceki anlamı verir. Örnek : ex-husband (eski koca), ex-presşdent (eski başkan)
    -ful : addan sıfat türetir. Örnek : careful (dikkatli), handful (avuç dolusu), helpful (yardımcı)
    -hood : addan ad türetir. Örnek : childhood (çocukluk), neighbourhood (komşuluk), brotherhood (kardeşlik)
    hyper- : aşırı, yüksek anlamı verir. Örnek : hypertension (yüksek tansiyon), hyperactive (aşırı hareketli), hypersensitive (aşırı duyarlı)
    hypo- : düşük, olağandan az anlamı verir. Örnek : hypotension (düşük tansion), hypothermia (vücut ısısının düşmesi)
    -ify : ad veya sıfattan eylem türetir. Örnek : clarify (açığa vurmak), classify (sınıflandırmak), simplify (basitleştirmek)
    in- olumsuzluk takısıdır. Örnek : inhuman (merhametsiz), incomplete (elsik), inadequate (yetersiz)
    il- : olumsuzluk takısıdır. Örnek : illogical (mantıksız), illiterate (cahil), illegal (yasadışı)
    im- : olumsuzluk takısıdır. Örnek : immortal (ölümsüz), impartial (tarafsız), impatient (sabırsız)
    -ion : eylemden ad türetir. Örnek : prevention (önleme), election (seçim), prediction (tahmin)
    ir- : olumsuzluk takısıdır. Örnek : irregular (düzensiz), irresponsible (sorumsuz), irrelevant (ilgisiz)
    inter- : arasında anlamı verir. Örnek : international (uluslararsı), interaction (etkileşim), interpose (arsına sokmak,araya girmek)
    -ish : addan sıfat türetir. Örnek : childish (çocukça), foolish (budala), selfish (bencil)
    -ism : soyut ad üretir. Örnek : optimism (iyimserlik), realism (gerçekçilik), naturalism (doğalcılık)
    -ist : addan ad türetir. Örnek : linguist (dilbilimci), chemist (kimyacı), physicist (fizikci)
    -ity : sıfattan soyut ad türetir. Örnek : similarity (benzerlik), credibility (güvenirlik), reality (gerçeklik)
    -ive : eylemden sıfat türetir. Örnek : selective (seçici), descriptive (tanımlayıcı), attractive (çekici)
    -ize / -ise : sıfattan eylem türetir. Örnek : generalize (genelleştirmek), realise (gerçekleştirmek), modernize (cağdaşlaştırmak)
    -less : -siz,-sız anlamı verir. Örnek : careless (dikkatsiz), homeless (evsiz), harmless (zararsız)
    -logy : bilim, inceleme anlamı verir. Örnek : biology (biyoloji), mythology (söylembilim), geology (yerbilim)
    -ly : sıfattan zarf türetir. Örnek : easily (kolayca), carefully (dikkatlice), politely (kibarca)
    macro- : büyük ölçüde anlamı verir. Örnek : macromolecule (büyük molekül), macrocosm (evren), macroeconomy (büyük ekonomi)
    -ment : eylemden ad türetir. Örnek : development (gelişme), achievement (başarı), arrangement (düzenleme)
    micro- : küçük anlamı verir. Örnek : microfilm (mikrofilm), microphone (mikrofon), micromolecule (küçük molekül)
    milli- : binde bir anlamına gelir. Örnek : milligram (miligram), millilitre (mililitre)
    mis- : yanlış, kötüce anlamına gelir. Örnek : misunderstand (yanlış anlamak), misuse (kötüye kullanmak), miscalculate (yanlış hesaplamak)
    mal- : kötü anlamı verir. Örnek : maltreat (kötü davranmak), malediction (lanet), malevolance (kötü niyet)
    mono- : tek, bir anlamı verir. Örnek : monologue (tek kişinin konuşması), monograph (tek yazı), monotone (tek ses, tek düze)
    multi- : çok anlamı verir. Örnek : multinational (çok uluslu), multilateral (çok taraflı), multiform (çok şekilli)
    neo- : yeni anlamı verir. Örnek : neo-logism (yeni,uydurma sözcük), neo-imperialism (yeni sömürgecilik akımı)
    -ness : sıfattan soyut ad türetir. Örnek : happiness (mutluluk), carelessness (dikkatsizlik), closeness (yakınlık)
    non- : değil, olmayan anlamı verir. Örnek : nonfiction (uydurma olmayan), nonstop (aralıksız) nonexistent (var olmayan)
    out- : daha fazla anlamı verir. Örnek : outlive (birinden daha uzun yaşamak, outweigh (daha ağır basmak), outwear (daha uzun giymek)
    over- : aşırı, çok fazla anlamı verir. Örnek : overproduction (aşırı üretim), overpopulation (aşırı büyüyen nüfus), overweight (fazla ağır olmak)
    pre- : önce, önceki anlamı verir. Örnek : premature (zamanından önce olan), pre-war (savaş öncesi), precaution (tedbir)
    post- : sonra, sonrası anlamı verir. Örnek : post-war (savaş sonrası), post-date (sonraki bir tarihe almak), post-mortem (ölümden sonra yapılan)
    pro- : yandaşı, tarafı anlamı verir. Örnek : pro-American (American yandaşı), pro-war (savaş yanlısı)
    proto- : ilk anlamı verir. Örnek : prototype (ilk örnek)
    pseudo- : sözde anlamı verir. Örnek : pseudo-scientific (sözde bilimsel), pseudo-art (sözde sanat)
    re- : tekrar anlamı verir. Örnek : reread (tekrar okumak), rebuild (yeniden inşa etmek), replay (tekrar oynamak)
    self- : kendi, kendisi anlamı verir. Örnek : self-confidence (kendine güven), self-defence (kendini savunma), self-satisfaction (kendini tatmin)
    semi : yarım, yarı anlamı verir. Örnek : semi-circle (yarım daire), semiconscious (yarı baygın), semifinal (yarı final)
    -ship : durum, statü anlatır. Örnek : friendship (arkadaşlık), membership (üyelik), partisanship (taraftarlık)
    -sion : eylemden ad türetir. Örnek : persuasion (ikna), conclusion (sonuş,karar), admission (kabul)
    -tion : eylemden ad türetir. Örnek : reduction (indirim), production (üretim), solution (çözüm)
    un – : olumsuzluk takısıdır. Örnek : unnecessary (gereksiz), unemployed (işsiz), unaccustomed (alışılmadık)
    under- : az, altında anlamı verir. Örnek : underdeveloped (az gelişmiş), underline (altını çizmek), underwear (iç çamaşırı)
    -wise : yönünde, bakımından anlamı verir. Örnek : clock-wise (saat yönünde), education-wise (eğitim bakımından)
    -y : eylemden ad türetir. Örnek : recovery (sağlığına kavuşma), discovery (kesif), injury (yara)

     
  • Permalink | Log in to leave a Comment

    F Harfi 

    (More …)

     
c
compose new post
j
next post/next comment
k
previous post/previous comment
r
reply
e
edit
o
show/hide comments
t
go to top
l
go to login
h
show/hide help
esc
cancel
* Yunanca Türkçe Sözlük ve Çevirisi * Rusça Türkçe Sözlük ve Çevirisi * Romence Türkçe Sözlük ve Çevirisi * Portekizce Türkçe Sözlük ve Çevirisi * Norveçce Türkçe Sözlük ve Çevirisi * Maltese Türkçe Sözlük ve Çevirisi * Malezya dili Türkçe Sözlük ve Çevirisi * Makedonca Türkçe Sözlük ve Çevirisi * Macarca Türkçe Sözlük ve Çevirisi * Litvanyaca Türkçe Sözlük ve Çevirisi * Letonyaca Türkçe Sözlük ve Çevirisi * Lehçe Türkçe Sözlük ve Çevirisi * Korece Türkçe Sözlük ve Çevirisi * Katalanca Türkçe Sözlük ve Çevirisi * Japonca Türkçe Sözlük ve Çevirisi * İzlandaca Türkçe Sözlük ve Çevirisi * İtalyanca Türkçe Sözlük ve Çevirisi * İsveçce Türkçe Sözlük ve Çevirisi * İspanyolca Türkçe Sözlük ve Çevirisi * İrlandaca Türkçe Sözlük ve Çevirisi * İbranice Türkçe Sözlük ve Çevirisi * Hollandaca Türkçe Sözlük ve Çevirisi * Hintçe Türkçe Sözlük ve Çevirisi * Hırvatça Türkçe Sözlük ve Çevirisi * Galiçyaca Türkçe Sözlük ve Çevirisi * Galce Türkçe Sözlük ve Çevirisi * Fransızca Türkçe Sözlük ve Çevirisi * Fince Türkçe Sözlük ve Çevirisi * Filipince Türkçe Sözlük ve Çevirisi * Farsça Türkçe Sözlük ve Çevirisi * Estonyaca Türkçe Sözlük ve Çevirisi * Endonezya Türkçe Sözlük ve Çevirisi * Danca Türkçe Sözlük ve Çevirisi * Çince Türkçe Sözlük ve Çevirisi * Çekoslavakça Çek Slovakça Türkçe Sözlük ve Çevirisi * Bulgarca Türkçe Sözlük ve Çevirisi * Belarusça Türkçe Sözlük ve Çevirisi * Arnavutça Türkçe Sözlük ve Çevirisi * Arapça Türkçe Sözlük ve Çevirisi * Almanca Türkçe Sözlük ve Çevirisi * Afrika Dili Türkçe Sözlük ve Çevirisi