to be used to için arama sonuçları:

İngilizce Cümle Sözlüğü
Sözlüğümüzde İngilizce kelimelerinin cümle içinde kullanımlarını bulabilirsiniz.

Temel İngilizce Seti
İleri İngilizce Setleri
Kelime Setleri
  • Permalink | Log in to leave a Comment

    1. relative clauses miktar ifadeleri

      Miktar İfadeleri (Expressions of Quantity) Relative Clause, ?of? içeren miktar ifadeleri içerebilir: some of, many of, most of, none of, two…

    2. Reduction of Relative Clauses – Adjective Clauses kısaltma

      Reduction of Relative Clauses Aktif Yapılar (Active Structure) Aktive yapılarda who, which, that ve yardımcı filler (am, is,…

    3. Exclamation Non Defining relative clauses – adjective clauses

      NON-DEFINING RELATIVE CLAUSE Önceden tanımlanan veya bilinen isimleri tanımlarken eğer Relative Clause yapısı kullanırsak virgül kullanılması…

    4. relative pronouns why

      WHY ?Reason?, ?explanation? gibi kelimelerden sonra bir neden belirtiyorsak why kullanılır. Ø The reason why she didn?t come to school…

    5. relative pronouns when

      When ?When? bir zaman ismini (year, dayitime, century, decade?) tanımlamak için ?relative clause? yapıda kullanılır. v I will never…

    6. relative pronouns where

      Where Tanımladığımız isim, tanımlayan cümlede yer belirtiyorsa ?where? kullanılır. v …

    7. WHOSE and OF WHICH

      WHOSE and OF WHICH Tanımladığımız isim, tanımlayan cümlede sahiplik içeriyorsa, hem insanlar hem de nesneler için ?whose? kullanılır. v Do…

    8. whom

      Pronoun Used as the Object of a Preposition İngilizcede bazı filler kendilerden sonra preposition (edat) alırlar. ?talk to?, ? apply for?, ?put…

    9. WHO, WHICH , THAT (relative pronouns)

      RELATIVE CLAUSES (Adjective Clauses) Relative Clause ile yapılan cümleler bir ismi niteler.Tek başlarına bir anlam ifade etmezler ancak bir cümle…

     
  • Permalink | Log in to leave a Comment

    if clause 

    1. whether…or

      whether…or (used to introduce two or more possibilities) it is not important if v I’m going, whether she likes it or not. …

    2. If it weren’t for If it hadn’t been for

      If it weren’t for Bu yapı olayın bir başka olayı değiştirdiğini / etkilediğini göstermede “olmasa” anlamında kullanılır. Anlam şimdiki…

    3. What if

      What if (ne olur, olurdu) What if I tell you lies? = What will happen if I tell you lies? What…

    4. Provided that / Providing (that) Only if As long as /so long as

      Provided that / Providing (that) Only if As long as /so long as Bu yapılar ?if? anlamındadır, fakat taşıdıkları anlam biraz…

    5. in case

      In case ?halinde, ?durumunda v In case you bump into Jack, tell him to come to the office. v The party is going to be

    6. http://www.ingilizceders.biz/ing/ifclause/even_if_dosyalar/image001.gif Even if you...">

      Even if

      Even if (olsa bile ?. Olmasa bile) http://www.ingilizceders.biz/ing/ifclause/even_if_dosyalar/image001.gif Even if you…

    7. As if / as though konusu

      As if / as though (sanki, -mış gibi) ?As if? ve ?as though? ifadeleri Türkçe?de ?sanki, -mış gibi? anlamına gelmektedir. Kişilerin,…

    8. ıf only

      IF ONLY ?If only? ve ?I wish? yapıları aynı anlamı vermektedir. ?If only? biraz daha üzücü eylemleri ve olayları anlatırken kullanılır. …

    9. unless konu anlatımı if not

      Unless ( -mezse, -mazsa, -medikçe, -madıkça) Olumsuz bir anlama sahiptir. Anlamı ?if? not? gibidir. Daha çok uyarı anlamı verir. …

    10. wish clauses ingilizce dilek

      Wish ( That) + Noun Clause (Present Unreal Situations) (Keşke ?) ?Wish + özne + geçmiş zaman? yapısı şimdiki zamandaki bir durumdan…

    11. Inversion of If Clauses (Omitting If) If?in Atılması

      Inversion of If Clauses (Omitting If) If?in Atılması Type I Bu yapıda devrik cümle yapabilmek için ?Should +Özne? kullanılır. Anlamda bir…

    12. If Clauses mixed type

      Mixed Type If Clauses Her zaman Type 2 ile Type 3 arasında olur. Hatırlandığı gibi If Clause Type II şu anki durumlarda kullanılmaktadır:…

    13. If Clauses Type III tip 3

      If Clauses: Past Unreal Conditional Geçmişte olmuş olayların tersini düşünüp bir koşul ileri sürmek ve bu koşulun sonucunu ifade etmek için…

    14. If Clauses Type II tip 2

      If Clauses Type II (Unreal Past Condition) (Gerçekleşmesi Mümkün Olmamış Koşullar) Bu tip şart cümlelerinde ?if? ?li cümlecik Geçmiş…

     
  • Permalink | Log in to leave a Comment

    modals yardımcı fiiller 

    1. Lack of Necessity in the Past (Geçmişte Gerekli Olmayan Durumlar)

      Lack of Necessity in the Past (Geçmişte Gerekli Olmayan Durumlar) Didn?t need to / Didn?t have to Geçmişte bir eylemin yapılması…

    2. Lack of Necessity and Prohibition (Gerekli Olmayan Durumlar ve Yasaklama)

      Lack of Necessity and Prohibition (Gerekli Olmayan Durumlar ve Yasaklama) Mustn?t ?Mustn?t? ifadesi ile insanlara ne…

    3. Should have done– ought to have done

      Should have done– ought to have done Geçmişte yerine getirilmemiş bir yükümlülüğü ya da gözden kaçmış ihmal edilmiş olan bir eylemi veya…

    4. Could / Can, Would / Will, / May as Requests

      Requests Could / Can, Would / Will, / May as Requests (Rica / İstek Anlamında Soru ve Cevaplarda Kullanılan Could / Can, Would / Will…

    5. used to

      Used to (-erdi, -ardı) Bu yardımcı fiil geçmişte düzenli olarak yapılmış olan ama şimdi yapılmayan eylemleri ya da geçmişte varolmuş olan ama…

    6. WOULD RATHER (I’d rather) + Than (Tercih İfadesi ve ?Than? ifadesi)

      WOULD RATHER (I’d rather) + Than (Tercih İfadesi ve ?Than? ifadesi) ?Would rather? ifadesinden sonra fiil ?to? ifadesi almaksızın, yalın halde…

    7. (Would) Prefer Tercih Belirtme

      (Would) Prefer Tercih Belirtme Ayrıca “would prefer” ifadesi belirli bir durumda neyin tercih edildiğini ifade etmek için kullanılır.Tercih…

    8. Would You Mind

      Would You Mind Bu kalıp kibarca bir şey istemek için kullanılır. İki şekilde kullanımı vardır: 1. Kendimiz için bir şey yapmak…

    9. Should, Ought to kanu anlatımı

      Should, Ought to (-meli, -malı) Her ikisi de ?tavsiye ve öneri? anlamında kullanılır. Bütün şahıslarla kullanılırlar. ?Should?un olumsuz ve…

    10. must ve have to arasındaki farklar

      Necessity Have to / Must / Have got to (Zorunluluk ve Gereklilik) ?Have got to? ?must? ve ? have to? yapısı zorunluluk / gereklilik ifade…

    11. could – past ability

      COULD ?could? geçmişte bir işin yapılabildiğine dair zihni ve fiziki bir yeterliliğin / kabiliyetin mevcut olduğunu ifade eder; diğer…

    12. be able to – konu anlatımı – ability

      BE ABLE TO ?be able to? bir işi yerine getirebilmek için fiziki veya zihni yeterliliğin mevcut olduğunu ifade eder ?can? ile…

     
  • Permalink | Log in to leave a Comment

    Adjctive + Preposition sıfat + edat (prep) 

    (Sıfat Edat Birliktelikleri)

    Bazı edatların belirli sıfatlarla olan birliktelikleri ?to be? (olmak) yapısıyla kullanılırlar.

    be accustomed to
    be delighted about
    be nervous about
    be addicted to
    be disappointed about
    be only for
    be afraid of
    be disturbed about
    be sad about
    be angry about
    be excited about
    be satisfied with
    be annoyed about
    be excellent at
    be scared of
    be anxious about
    be engaged in
    be sick of
    be ashamed of
    be famous for
    be show at / about
    be aware of
    be fed up with
    be sold on
    be bad at
    be fond of
    be sorry about
    be bored with
    be glad about
    be successful at
    be capable of
    be good at
    be superb at
    be careful about
    be good about
    be surprised at/about
    be clever at
    be happy about
    be terrified of
    be concerned about
    be hesitant about
    be tired of
    be confused about
    be hopeless at
    be unaccustomed to
    be confident of
    be impressed with
    be undecided about
    be conscious of
    be interested in
    be used to
    be crazy about
    be jealous of
    be upset about
    be cynical about
    be new at
    be worried about

    ABOUT
    Bazı sıfatlar ?about? edatı ile birlikte kullanılır. Her bir sıfat grubu aynı ya da benzer anlamlardadır. Bu fiiller ?to be? (olmak) fiili ile birlikte kullanılırlar.

    angry / annoyed / furious about something
    I’m really angry about our losses on the stock market! (Borsadaki zararlarımız ile ilgili gerçekten kızgınım.)

    excited about something
    He’s excited about his birthday party next week. (Gelecek haftaki doğumgünü partisi onu heyacanlandırıyor.)

    worried / upset about something
    He’s worried about his upcoming examinations. (Gelecek sınavlar onu
    endişelendiriyor.)
    sorry about something
    I’m very sorry about losing your book. (Kitabını kaybettiğim için gerçekten üzgünüm.)

    AT
    Bazı sıfatlar ?at? edatı ile birlikte kullanılır. Her bir sıfat grubu aynı ya da benzer anlamlardadır. Bu fiiller ?to be? (olmak) fiili ile birlikte kullanılırlar.

    good / excellent / briliant at something OR at doing something
    They are excellent at planning fun parties. (Eğlenceli partiler düzenlemekte üstlerine yoktur.)

    bad / hopeless at something OR at doing something
    Unfortunately, I’m hopeless at being on time. (Dakik olmak konusunda maalesef umutsuzum.)

    AT / BY
    Bazı sıfatlar ?at? ya da ?by? edatı ile birlikte kullanılır. Her bir sıfat grubu aynı ya da benzer anlamlardadır. Bu fiiller ?to be? (olmak) fiili ile birlikte kullanılırlar.

    amazed / astonished / shocked / surprised at OR by something
    I was amazed at his sense of humor. (Espiri anlayışından etkilendim.)

    FOR
    Bazı sıfatlar ?for? edatı ile birlikte kullanılır. Her bir sıfat grubu aynı ya da benzer anlamlardadır. Bu fiiller ?to be? (olmak) fiili ile birlikte kullanılırlar.

    angry with someone for something
    I’m really angry with John for his total lack of responsibility. (John?un sorumluluk duygusunun olmayışı beni gerçekten kızdırıyor. )

    famous for something
    She’s famous for her watercolor paintings. (O, sulu boya resimleriyle ünlüdür.)

    responsible for something
    You’ll have to speak to John, he’s responsible for customer complaints. (John ile konuşmalısın, müşteri şikayetlerinden o sorumludur.)

    sorry for doing something
    He says he’s sorry for shouting at you. (Sana bağırdığı için üzgün olduğunu söylüyor.)

    (to feel or be) sorry for someone
    I really feel sorry for Pam. (Pam için gerçekten üzülüyorum.)

    FROM
    Bazı sıfatlar ?from? edatı ile birlikte kullanılırlar.

    different from someone / something
    His photographs are very different from his paintings. (Çektiği fotoğraflar yaptığı resimlerden çok daha farklıdır.)

    OF
    Bazı sıfatlar ?of? edatı ile birlikte kullanılırlar. Her bir sıfat grubu aynı ya da benzer anlamlardadır. Bu fiiller ?to be? (olmak) fiili ile birlikte kullanılırlar.

    nice / kind / good / of someone (to do something)
    It was very nice of him to buy me a present. (Bana hediye alması çok nazik bir hareketti.)

    mean of someone (to do something)
    It was very mean of Susan to say that to Tom. (Susan?ın bunu Tom?a söylemesi çok büyük bir kabalıktı.)

    stupid / silly of someone (to do something)
    I’m afraid it was stupid of me to come. (Maalesef / korkarım ki, gelmek benim yaptığım bir aptallıktı.)

    intelligent / clever / sensible of someone (to do something)
    That was quite sensible of Tom. (Tom?un yaptığı akıllıcaydı.)

    polite of someone (to do something)
    It was very polite of Peter to invite my sister to the party. (Peter?ın kızkardeşimi partiye davet etmesi kibar bir hareketti.)

    impolite / rude of someone (to do something)
    I can’t believe how rude it was of Jack to shout at his daughter in front of all those people. (Jack?in kızına tüm o insanların önünde
    bağırarak kabalıkta bulunmasına inanamıyorum.)

    unreasonable of someone (to do something)
    Don’t be so hard on yourself! It’s unreasonable of you to expect to understand everything immediately. (Kendine bu kadar yüklenme. Herşeyi bir anda anlamayı beklemen mantıksızlık olur.)

    proud of something or someone
    I’m very proud of my daughter’s wonderful progress in school. (Kızımın okuldaki müthiş gelişmesi beni gururlandırdı.)

    ashamed of someone or something
    She’s ashamed of her bad grades. (Kötü notlarından dolayı utanıyor.)

    jealous / envious of someone or something
    She’s really envious of her sister’s wealth. (Kızkardeşinin zenginliği onu gerçekten
    kıskandırıyor.)
    capable / incapable of something
    Peter is quite capable of conducting the meeting on his own. (Peter tek başına bir toplantıyı götürebilecek kapasitededir.)

    fond of someone or something
    She is so fond of her niece. (Yeğenine çok düşkündür.)

    short of something
    I’m afraid I’m short of cash tonight. (Korkarım bu gece nakitsiz / parasız kaldım.)

    tired of something
    I’m tired of your complaining! (Senin şikayetlerinden yoruldum.)

    ON
    Bazı sıfatlardan sonra ?on? edatını kullanılır. Bu ifadeler ?to be? (olmak) fiili ile birlikte kullanılırlar.

    to be keen on something
    She is very keen on horses. (O atlara çok düşkündür.)

    TO
    Bazı sıfatlar ?to? edatı ile birlikte kullanılır. Her bir sıfat grubu aynı ya da benzer anlamlardadır. Bu fiiller ?to be? (olmak) fiili ile birlikte kullanılırlar.

    married / engaged to someone
    Jack is engaged to Jill. (Jack, Jill ile nişanlıdır.)

    nice / kind / good / generous to someone
    She was very generous to me when I was staying with her. (Onunla kalırken bana karşı çok cömertti.)

    mean / impolite / rude / unpleasant / unfriendly / cruel to someone
    How can you be so unfriendly to your neighbors? (Komşularına nasıl bu kadar soğuk olabilirsin?)

    WITH
    Bazı sıfatlar ?with? edatı ile birlikte kullanılır. Her bir sıfat grubu aynı ya da benzer anlamlardadır. Bu fiiller ?to be? (olmak) fiili ile birlikte kullanılırlar.

    angry / annoyed / furious with someone for something
    I’m furious with my brother for having lied to me! (Bana yalan söylediği için kardeşime
    çok kızgınım.)

    delighted / pleased / satisfied with something
    He is quite satisfied with his results. (Aldığı sonuçlardan gayet memnun.)

    disappointed with something
    She’s really disappointed with her new car. (Yeni arabası onu gerçekten hayal kırıklığına uğrattı.)

    bored / fed up with something
    Let’s go. I’m fed up with this party. (Hadi gidelim. Ben bu partiden sıkıldım.)

    crowded with (people, tourists, etc.)
    Disneyland is crowded with tourists in July. (Disneyland Temmuz?da turistlerle doludur.)

     
  • Permalink | Log in to leave a Comment

    Used to & would kullanımı 

    Used to
    (-erdi, -ardı)

    Bu yardımcı fiil geçmişte düzenli olarak yapılmış olan ama şimdi yapılmayan eylemleri ya da geçmişte varolmuş olan ama şimdi artık varolmayan durumları anlatmak için kullanılır. İçinde ?used to? kullanılmış olan cümlede bahsi geçen eylemin artık yapılmadığını ifade etmek için ayrıca ?artık? (anymore) kullanılmaz. Fakat anlam kendiliğinden, bahsi geçen eylemin artık yapılmadığı şeklinde oluşur. Aslında ?used to? yapısı ?Past Tense?de ifade edilmiştir. Cümle soruya çevrilmek istendiğinde ?Past Tense?in yardımcı fiili ?did? ile soru şekline dönüştürülür. Ama unutulmamalıdır ki yardımcı fiil ?did? kullanıldığında fiil birinci hale dönüşecektir.

    Olumlu cümlelerde ?used to? kullanımı :
    özne + used to + fiil (V1) + diğer öğeler

    Olumsuz cümlelerde ?used to? kullanımı :
    özne + did not (didn?t) use to + fiil (V1)+ diğer öğeler (tümleçler)
    Soru cümlelerinde ?used to? kullanımı :
    Did + özne + use to + fiil (V1)+ diğer öğeler

    I used to be a student at that school five years ago. (Beş yıl önce bu okulda öğrenciydim.) (Bu cümleden, kişinin artık o okulda öğrenci olmadığı anlaşılır.)

    My brother used to smoke when he was young. (Kardeşim gençken sigara içerdi. (Ama artık içmiyor.))

    I used to play football when I was at high school. (Lisedeyken futbol oynardım.)

    I didn?t use to be a waiter at this restaurant last year. (Geçen yıl bu restoranda garson değildim. (Ama şimdi garsonum.))

    Jack didn?t use to wear a suit when he was a student. (Jack öğrenciyken takım elbise
    giymezdi.)

    My sister didn?t use to know much about animals before she watched documentaries. (Kız kardeşim belgesel seyretmeden önce, hayvanlar hakkında çok şey bilmezdi.)

    Did you use to help your father when he was working on his car? (Baban arabasında çalışırken ona yardım eder miydin?)

    Did Fred use to travel by bus or by train when he was working in your company? (Fred sizin şirkette çalışırken otobüsle mi yoksa trenle mi seyahat ederdi?)

    Who used to cook when you were married? (Siz evliyken yemekleri kim yapardı?)

    Would
    (-erdi, -ardı)

    Bu yardımcı fiil ?used to? gibi geçmişte düzenli olarak yapılan eylemleri anlatmak için kullanılır. Bu eylemlerin artık yapılmadığı gibi bir anlam vurgusu yoktur. Bu yüzden geçmişte varolup şimdi varolmayan durumların ifadesinde ?would? kullanılamaz. Yani, ?be? ve ?live? gibi fiillerle kullanılamaz. Bu fiillerle sadece ?used to? kullanılabilir.

    When they were children, they would get up early and go for a swim. (Onlar çocukken, erken kalkar ve
    yüzmeye giderlerdi.)

    Whenever I was bored, I would go to the mountains. (Her ne zaman canım sıkılsa dağlara giderdim.)
    My grandfather was a generous man. He would share what he had with everyone else. (Büyükbabam cömert bir adamdı. Sahip olduğu şeyleri başkalarıyla paylaşırdı.)

    * Yukarıdaki cümlelerde ?would? yerine ?used to? da kullanılabilir. Ancak anlamda bir farklılık olur. ?Used to? artık yapılmadığı ifade ederken, ?would? belki de halen yapıldığını ifade eder

     
  • Permalink | Log in to leave a Comment

    tag questions 

    (Soru Takıları)

    Türkçe’deki “değil mi, -de / -da, tamam mı” gibi ifadelerin karşılığıdır. İngilizce? de soru takıları Türkçe’de olduğu gibi yalnızca bir kelime ile yapılmamaktadır. Fiilin olumlu / olumsuz olduğunun tespiti de çok önemlidir. Bazı cümlelerde olumsuzluk eki olan ?not? olmadığı halde cümle olumsuzdur ve böyle cümlelerin soru takıları olumlu olarak kurulur. Bazı durumlarda soru takıları cümlenin yardımcı fiilinden farklı kullanılır. ?….değil mi? ifadesi yardımcı fiil ile kurulur ve cümle olumlu ise soru takısı olumsuz; cümle olumsuz ise soru takısı olumlu olur.

    He came to the meeting, didn?t he? (O toplantıya geldi, değil mi?)
    She doesn?t study, does she? (O çalışmıyor, değil mi?)

    Soru takılarında daima şahıs zamirleri kullanılır.

    The workers work hard, don?t they? (İşçiler sıkı çalışıyor, değil mi?)
    (?Don?t the workers? değil de ?don?t they? denir.)

    Everybody was ill, weren?t they? (Herkes hastaydı, değil mi?)

    (Every, no türevlerinde fiil tekil çekilir. (Çünkü bunların zamirleri belgisiz zamirlerdir ve belgisiz zamirlerin fiilleri tekil çekilir.) Ama özne çoğul olacağından soru takılarını oluşturulurken zamir olarak ?they? kullanılır. ?They? kullanımı da yardımcı fiili çoğul ister. Bu nedenle yukarıdaki cümlede ?weren?t they? kullanılmıştır.)

    No money was spent, was it? (Para harcanmadı, değil mi?)
    They can hardly run, can they? (Onlar pek koşamıyorlar, değil mi?)

    I am rich, aren’t I? (Ben zenginim, değil mi?)
    (Normalde cümlenin yardımcı fiili ?am? olduğu halde “amn’t” yardımcı fiili bulunmadığından “aren’t” kullanılır.)

    She used to swim everyday, didn’t she? (O her gün yüzerdi, değil mi?)
    (“used to” ifadesinden sonra ?did? veya ?didn’t? kullanılır.)

    Let’s go, shall we? (Hadi gidelim, tamam mı?)
    (“Let’s ifadesinde de yardımcı fiil olmadığından soru takısı olarak “shall” kullanılır. Türkçe çevirileri de cümlenin kullanımına göre farklı olabilir.)

    Close the door, will you? (Kapıyı kapat, olur mu?)
    Don’t speak, will you? (Konuşma, tamam mı?)
    (Olumlu veya olumsuz emir cümlelerinde ?will? kullanılır.)

     
  • Permalink | Log in to leave a Comment

    Used to & would 

    Used to
    (-erdi, -ardı)

    Bu yardımcı fiil geçmişte düzenli olarak yapılmış olan ama şimdi yapılmayan eylemleri ya da geçmişte varolmuş olan ama şimdi artık varolmayan durumları anlatmak için kullanılır. İçinde ?used to? kullanılmış olan cümlede bahsi geçen eylemin artık yapılmadığını ifade etmek için ayrıca ?artık? (anymore) kullanılmaz. Fakat anlam kendiliğinden, bahsi geçen eylemin artık yapılmadığı şeklinde oluşur. Aslında ?used to? yapısı ?Past Tense?de ifade edilmiştir. Cümle soruya çevrilmek istendiğinde ?Past Tense?in yardımcı fiili ?did? ile soru şekline dönüştürülür. Ama unutulmamalıdır ki yardımcı fiil ?did? kullanıldığında fiil birinci hale dönüşecektir.

    Olumlu cümlelerde ?used to? kullanımı :
    özne + used to + fiil (V1) + diğer öğeler

    Olumsuz cümlelerde ?used to? kullanımı :
    özne + did not (didn?t) use to + fiil (V1)+ diğer öğeler (tümleçler)
    Soru cümlelerinde ?used to? kullanımı :
    Did + özne + use to + fiil (V1)+ diğer öğeler

    I used to be a student at that school five years ago. (Beş yıl önce bu okulda öğrenciydim.) (Bu cümleden, kişinin artık o okulda öğrenci olmadığı anlaşılır.)

    My brother used to smoke when he was young. (Kardeşim gençken sigara içerdi. (Ama artık içmiyor.))

    I used to play football when I was at high school. (Lisedeyken futbol oynardım.)

    I didn?t use to be a waiter at this restaurant last year. (Geçen yıl bu restoranda garson değildim. (Ama şimdi garsonum.))

    Jack didn?t use to wear a suit when he was a student. (Jack öğrenciyken takım elbise
    giymezdi.)

    My sister didn?t use to know much about animals before she watched documentaries. (Kız kardeşim belgesel seyretmeden önce, hayvanlar hakkında çok şey bilmezdi.)

    Did you use to help your father when he was working on his car? (Baban arabasında çalışırken ona yardım eder miydin?)

    Did Fred use to travel by bus or by train when he was working in your company? (Fred sizin şirkette çalışırken otobüsle mi yoksa trenle mi seyahat ederdi?)

    Who used to cook when you were married? (Siz evliyken yemekleri kim yapardı?)

    Would
    (-erdi, -ardı)

    Bu yardımcı fiil ?used to? gibi geçmişte düzenli olarak yapılan eylemleri anlatmak için kullanılır. Bu eylemlerin artık yapılmadığı gibi bir anlam vurgusu yoktur. Bu yüzden geçmişte varolup şimdi varolmayan durumların ifadesinde ?would? kullanılamaz. Yani, ?be? ve ?live? gibi fiillerle kullanılamaz. Bu fiillerle sadece ?used to? kullanılabilir.

    When they were children, they would get up early and go for a swim. (Onlar çocukken, erken kalkar ve
    yüzmeye giderlerdi.)

    Whenever I was bored, I would go to the mountains. (Her ne zaman canım sıkılsa dağlara giderdim.)
    My grandfather was a generous man. He would share what he had with everyone else. (Büyükbabam cömert bir adamdı. Sahip olduğu şeyleri başkalarıyla paylaşırdı.)

    * Yukarıdaki cümlelerde ?would? yerine ?used to? da kullanılabilir. Ancak anlamda bir farklılık olur. ?Used to? artık yapılmadığı ifade ederken, ?would? belki de halen yapıldığını ifade eder
    ingilizce video dilbilgisi kitabımıza baktınız mı?

    gazeteler gazete keyfi ingilizce


    ingilizce konu anlatımları,ingilizce dersi,ingilizce öğren,dilbilgisi anlatımı,nedir?,nasıl kullanılır?,örnek cümleler,konu anlatımı,ne?

     
  • Permalink | Log in to leave a Comment

    A Harfi 

     

    Abandon ebandın TERK ETMEK

    Ability ebılıti YETENEK

    Able eybıl MUKTEDİR

    Aboard ebord (bir taşıtın)İÇİNDE OLMAK

    Abolish ebolış İPTAL ETMEK

    Abolition ebolışın KALDIRMAK

    (More …)

     
  • Permalink | Log in to leave a Comment

    ingilizce deyimler 

     

    IDIOMS

     

    To get back : dönmek (She got back from London two days ago.)

     

    To get on / off: vasıtaya binmek / inmek (The old woman could not get on the bus.) ( She got off at the wrong bus-stop)

     

    To get ready: hazırlamak, hazır olmak, hazırlanmak (Can you get the tea ready in five minutes?) (Get ready for big surprise!)( Get ready soon, I am waiting for you.)

     

    Come on: haydi (Come on I cannot wait for you all day long.)

     

    At first: ilk önce, önce   at last: nihayet, sonunda   at all : hiç katiyen (olumsuz cümlelerde daima cümle sonunda kullanılır.)   at once: derhal       at present, for the time being: şimdilik     ( At first I could not recognize you.) (At last the thief was arrested.) ( I am not exhausted at all) ( Our teacher told him to go out at once.) ( At present, we don?t need another secretary.)

    At least: en az,  en aşağı (I should sleep at least eight hours a day.)

     

    Little by little: azar azar, yavaş yavaş ( you can pay your debt little by little.)

     

    More or less: aşağı yukarı ( It is a three hour journey more or less)

     

    For weeks/ days / years / ages / months: haftalardır, günlerdir? ( I haven?t seen you for ages.)

     

    By myself/ yourself / himself / herself / themselves?: kendi kendime ?. ( I wrote the essay by myself.)

     

    To catch cold: soğuk almak, üşütmek ( I caught cold at the football match yesterday.)

     

    By mistake: yanlışlıkla, bilmeden ( He got on the wrong bus by mistake.)

     

    If I am not mistaken, : yanılmıyorsam ( I think this is your son if I am not mistaken)

     

    One by one / two by two: birer birer, ikişer ikişer ( You can carry the chairs two by two.)

     

    On foot: yaya olarak, yürüyerek ( No, I did not take a taxi, I came here on foot.)

     

    All day long: bütün gün, gün boyunca (She slept all day long.)

     

    By hand: elden, el ile ( Don?t post this letter, take it to the office by hand.)

     

    All the time: sürekli ( She sleeps in class all the time.)

     

     

    To be afraid of: bir şeyden korkmak ( Are you afraid of dogs?) (I am afraid of walking in the dark.)

     

    To be angry with: kızmak, darılmak ( Don?t be angry with me!)

     

    To be tired of: bıkmak (He is tired of doing the same job for years.)

     

    To be about to: yapmak üzere olmak (The train is about to leave the station.)

     

    If necessary: gerekirse (I can come earlier if necessary.)

     

    In ink, in pencil: mürekkeple, kurşun kalemle (Don?t write in pencil, this is an official letter.)

     

    To make money: para kazanmak, para yapmak ( He made alot of money in Canada.)

     

    make something out of something : bir şeyden para kazanmak (How easy is it to make money

     out of gardening?)

     

     

    To make friends: arkadaş edinmek, arkadaş olmak (I cannot make friends easily)

     

    To make room for: yer açmak ( Please make room for the new comers.)

     

    To make use of: istifade etmek, değerlendirmek (You can make use of my office all day long.)

          (Try to make good use of your time.)

     

    What is the matter?: Ne var? Ne oluyor? Ne oldu?

     

    To ask for: istemek, talep etmek (The old man asked for a cup of tea.)

     

    To be used to Noun /Ving : alışık olmak ( I am used to living in Ankara) ( I am not used to cold weather)

     

    To get used to Noun/Ving: alışmak (You will get used to his strange sense of humor) ( You got used to driving your new car.)

     

    Every other day: gün aşırı (We have English classes every other day.)

     

    For ever: ebediyen, ilelebet (You cannot stay this small town forever.)

     

    By day, by night: gündüzleyin, geceleyin (We travelled by night, and spend a lot of time on different beautiful beaches by day.)

     

    From time to time: zaman zaman, arada sırada (From time to time he goes fishing.)

     

    One after another: birbirinin peşinden, arka arkaya (She typed all the letters one after another)

     

    On one?s way to: yolu üzerinde, yolunda (She ran into her teacher on her way to school.)

     

    Any longer: artık, daha uzun süre (always with negative sentences) (He does not smoke any longer.)

     

    Face to face: karşı karşıya, yüz yüze (You should discuss your problems with the teacher face to face.)

     

    As soon as possible: mümkün olduğu kadar çabuk ( Please deliver my order as soon as possible.)

     

    To go with: uymak, gitmek (A green tie goes well with your shirt.)

     

    In other words: başka bir deyişle ( Your exam paper is not satisfactory. In other words, you failed.)

     

    Day by day, week by week?: günden güne haftadan haftaya (The patient is getting better day by day.)

     

    Day -to-day: günlük, bir günlük (The program was scheduled day-to-day basis.)

     

    As a rule: genellikle ( As a rule, I g oto bed early.)

     

    To go bad: bozulmak, çürümek ( Food in refrigerator does not go bad easily.)

     

    I haven’t seen you for ages. Seni uzun zamandır görmedim.

     

    Shouldn’t you be at work now? Şimdi işte olman gerekmez mi?

     

    Haven’t we met before? Daha önce tanışmamış mıydık?

     

    Bad language : küfür (No bad language in the class.)

     

    For nothing: bedava (The renowned author stayed in our hotel for nothing)

     

    To run over : ezmek, üzerinden geçmek ( Many drivers run over rabbits at night on purpose.)

     

    It’s about time : bir şeyi yapmanın tam zamanı, zamanı geldide geçiyor (It?s about time you

     cleaned your room!)

     

    In peace: barış içinde rahat, huzurlu (The children did not leave their mother in peace)

     

    Turn on/off the tap/ faucet: musluğu açmak, musluğu kapatmak( I cannot turn on the tap because it is tight)

     

    To do someone’s best: elinden geleni yapmak ( I did my best to teach him Math.)

     

    As well: keza, -de, -da ( I will learn German as well.)

     

    By heart: ezbere (Henry knows a lot of poem by heart.)

     

    The big cheese: önemli kişi ( David has been promoted recently, now he is the big cheese at work.)

     

    To boss around: patronluk taslamak, buyurgan tavırla konuşmak ( I am tired of his bossing me around .)

     

    At all costs: her ne pahasına olursa olsun, ne yapıp yapıp (You must obtain a copy of the report in question at all costs.)

     

    Flatter, butter up: yağ çekmek Flatterer: yağcı (The student is flattering his teacher to get a good mark.)

     

    To pull strings for somebody: torpil yapmak (If you need the documents urgently, I can pull strings for you.)

     

    To look like: benzemek andırmak ( My friend looks like his father.)

     

    Second -hand: kullanılmış, ikinci el (Are the second-hand cameras economical?)

     

    To be over: bitmek (Finally, the boring lesson is over.)(The second world war was over in 1945.)

     

    Out-of- date: modası geçmiş (His teaching methods are out of date.)

     

    Up-to-date: modern, çağdaş (Your ideas are not up-to-date.)

     

    To update: güncelleştirmek(The computer company promised to update the software.)

     
  • Permalink | Log in to leave a Comment

    A SPORT FOR ALL SEASONS
    Although snowboarding is regarded as a winter sport, the masters have succeeded in making it a sport for all seasons. A true snowboarder uses the seasons when he can’t ride to prepare for winter by doing exercises to strengthen his muscles, watching the experts on TV and the internet, and increasing his knowledge. (More …)

     
c
compose new post
j
next post/next comment
k
previous post/previous comment
r
reply
e
edit
o
show/hide comments
t
go to top
l
go to login
h
show/hide help
esc
cancel
* Yunanca Türkçe Sözlük ve Çevirisi * Rusça Türkçe Sözlük ve Çevirisi * Romence Türkçe Sözlük ve Çevirisi * Portekizce Türkçe Sözlük ve Çevirisi * Norveçce Türkçe Sözlük ve Çevirisi * Maltese Türkçe Sözlük ve Çevirisi * Malezya dili Türkçe Sözlük ve Çevirisi * Makedonca Türkçe Sözlük ve Çevirisi * Macarca Türkçe Sözlük ve Çevirisi * Litvanyaca Türkçe Sözlük ve Çevirisi * Letonyaca Türkçe Sözlük ve Çevirisi * Lehçe Türkçe Sözlük ve Çevirisi * Korece Türkçe Sözlük ve Çevirisi * Katalanca Türkçe Sözlük ve Çevirisi * Japonca Türkçe Sözlük ve Çevirisi * İzlandaca Türkçe Sözlük ve Çevirisi * İtalyanca Türkçe Sözlük ve Çevirisi * İsveçce Türkçe Sözlük ve Çevirisi * İspanyolca Türkçe Sözlük ve Çevirisi * İrlandaca Türkçe Sözlük ve Çevirisi * İbranice Türkçe Sözlük ve Çevirisi * Hollandaca Türkçe Sözlük ve Çevirisi * Hintçe Türkçe Sözlük ve Çevirisi * Hırvatça Türkçe Sözlük ve Çevirisi * Galiçyaca Türkçe Sözlük ve Çevirisi * Galce Türkçe Sözlük ve Çevirisi * Fransızca Türkçe Sözlük ve Çevirisi * Fince Türkçe Sözlük ve Çevirisi * Filipince Türkçe Sözlük ve Çevirisi * Farsça Türkçe Sözlük ve Çevirisi * Estonyaca Türkçe Sözlük ve Çevirisi * Endonezya Türkçe Sözlük ve Çevirisi * Danca Türkçe Sözlük ve Çevirisi * Çince Türkçe Sözlük ve Çevirisi * Çekoslavakça Çek Slovakça Türkçe Sözlük ve Çevirisi * Bulgarca Türkçe Sözlük ve Çevirisi * Belarusça Türkçe Sözlük ve Çevirisi * Arnavutça Türkçe Sözlük ve Çevirisi * Arapça Türkçe Sözlük ve Çevirisi * Almanca Türkçe Sözlük ve Çevirisi * Afrika Dili Türkçe Sözlük ve Çevirisi