classical
(s). klasik, klasik değerde olan; klasik öIçülere uygun;
mükemmel, şaheser.
classicality
(i). klasiklik
classically
(z). klasik olarak, eski usullere göre.
| İngilizce
Cümle Sözlüğü Sözlüğümüzde İngilizce kelimelerinin cümle içinde kullanımlarını bulabilirsiniz. |
||
classical
(s). klasik, klasik değerde olan; klasik öIçülere uygun;
mükemmel, şaheser.
classicality
(i). klasiklik
classically
(z). klasik olarak, eski usullere göre.
classic
(s)., (i). klasik,
özellikle sanat ve edebiyatta eski Yunan ve Roma tarzında;
örnek teşkil edecek şekilde olan;
belirli sanat ve bilim kurallarına uygun;
edebi ve tarihi değeri olan;
(i). klasik eser;
klasik eserler vermiş olan yazar; klasikleri iyi bilen kimse;
klasik metotlara uyan kimse.
the classics
eski Yunan ve Latin edebiyat eserleri.
class
(kıs). classic classification classify.
class consciousness
mensup olunan sosyal sınıfın özellik, birlik ve isteklerinin farkında olma.
class day
(ABD). sene sonunda mezun olan sınıfın kutladığı bir gün.
class struggle
sınıf mücadelesi.
first class
birinci sınıf; birinci mevki.
Iower class
aşağı tabaka.
middle class
orta tabaka.
the classes
yüksek tabakalar.
tourist class
turist mevkii, ikinci mevki.
class
(i)., (f). sınıf, tabaka, zümre;
kast; çeşit, tür; takım, grup;
ders;
bir okulda aynı yılda mezun olacak toplam;
(argo). mükemmellik, üstünlük;
mevki (tren);
(ask). kura;
(zool)., (bot). sınıf;
(f). sınıflara ayırmak, tasnif etmek;
yerine oturtmak;
bir sınıf veya zümrede yer almak.
clasper
(i)., (bot)., filiz; (zool). dişiyi tutmak için erkek balık veya böcekte bulunan uzuv.
clasp
(i)., (f). toka, kopça; kucaklama, kavrama, sıkma;
(f). toka veya kopça ile tutturmak;
toka koymak; kavramak, sıkıca tutmak.
clasp knife
büyük çakı, sustalı bıçak.
clash
(f)., (i). gürültülü bir ses çıkarmak; çangır çungur çarpışmak;
fikir ayrılığı olmak, uyuşamamak;
hızla çarpmak, bindirmek;
bir çarpışma nedeniyle ses çıkarmak;
(i). çarpışma neticesinde çıkan ses; çarpısma, toslama;
fikir uyuşmazlığı; ihtilaf.
clash with
ile münakaşa etmek.
clarity
(i). açıklık, vuzuh, berraklık.